La İlahe İlla Ente Sübhaneke İnni Küntü Minezzalimin Fazileti

La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin fazileti, Hz. Yûnus’un balığın karnında yaptığı bu duanın Kur’an’da kabul edildiğinin bildirilmesine ve Peygamber Efendimizin “Bu duayla dua eden her Müslümanın duasına Allah karşılık verir” müjdesine dayanır. Enbiyâ suresinin 87. ayetinde geçen dua; tevhid, tesbih ve kusuru itiraf etmeyi tek cümlede toplar.
La İlahe İlla Ente Sübhaneke İnni Küntü Minezzalimin Ne Demek?
Duanın anlamı şudur: “Senden başka ilah yoktur. Seni her türlü eksiklikten tenzih ederim. Gerçekten ben kendime yazık edenlerden oldum.” Bu sözler Hz. Yûnus’a aittir ve Kur’an’da onun dilinden aktarılır. Halk arasında “Yunus duası”, “Zünnûn duası” ya da kısaca “Ayet-i kerime” diye de anılır.
Cümle tevhid, tesbih ve itiraftan oluşur. Bu sıralama duaya edepli bir yapı kazandırır: Kul bir şey istemeden önce Rabbinin kim olduğunu ve kendi hâlini söyler.
Kelime Kelime Anlamı
| Arapça | Okunuşu | Anlamı |
|---|---|---|
| لَا إِلٰهَ | lâ ilâhe | hiçbir ilah yoktur |
| إِلَّا أَنْتَ | illâ ente | ancak Sen varsın |
| سُبْحَانَكَ | sübhâneke | Seni noksanlıklardan tenzih ederim |
| إِنِّي | innî | şüphesiz ben |
| كُنْتُ | küntü | oldum |
| مِنَ الظَّالِمِينَ | mine’z-zâlimîn | zulmedenlerden, kendine yazık edenlerden |
“Zâlim” kelimesi Türkçede çoğunlukla başkasına zulmeden kişi için kullanılır. Arapçadaki kökü ise bir şeyi yerli yerine koymamak anlamına gelir. Bu yüzden mealler genellikle “kendine yazık edenlerden” ya da “nefsine zulmedenlerden” ifadesini tercih eder.
Arapçası ve Okunuşu
Duanın Arapça yazılışı şöyledir:
لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
Türkçe harflerle okunuşu: Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn.
Okurken şu noktalara dikkat etmek, anlamı bozmadan doğru telaffuzu sağlar:
- Lâ ilâhe: Baştaki olumsuzluk edatı ile “i-lâ-he” kelimesinin ikinci hecesi uzun okunur.
- İllâ: “l” harfi şeddelidir, çift okunur ve sondaki “â” uzar.
- Sübhâneke: “Sub” hecesi kısa, “hâ” uzun okunur. Buradaki “h” boğazdan çıkan yumuşak bir sestir.
- İnnî: “n” harfi çift okunur, sondaki “î” uzatılır.
- Mine’z-zâlimîn: “Z” sesi Arapçadaki kalın “zı” harfidir; dil ucu üst dişlere değdirilerek okunur. Son hecedeki “î” uzar.
Arapça telaffuzu tam oturmamış biri duayı Türkçe harflerle, anlamını düşünerek okuyabilir. Dua Allah’a yöneliştir; telaffuzdaki eksiklik niyeti geçersiz kılmaz. Yine de bir ayet metni olduğu için zamanla doğru okumayı öğrenmeye çalışmak güzel olur.
Sık Yapılan Okuma ve Yazım Hataları
Duanın Türkçe harflerle yazımında birçok farklı biçim dolaşır: “minezzalimin”, “minez-zalimin”, “mine’z-zâlimîn” gibi. Bunların hepsi aynı ifadeyi gösterir; aradaki fark yalnızca transkripsiyon tercihidir. Okurken dikkat edilmesi gerekenler ve hata sanılan farklar şunlardır:
- “Sübhaneke” yerine “sübhanallah” demek: Duadaki hitap ikinci şahıstır (“Seni tenzih ederim”); cümlenin akışı bozulur.
- “Küntü” ile “kuntu” arasındaki fark bir hata değildir; iki yazım da aynı Arapça kelimeyi Türkçe harflerle göstermeye çalışır.
Yunus Duası Hangi Ayette Geçer?
Dua, Enbiyâ suresinin 87. ayetinde geçer. Ardından gelen 88. ayet duanın kabul edildiğini bildirir. İki ayetin meali şöyledir:
“Zünnûn’u da an. Hani o öfkeyle çıkıp gitmişti de Bizim kendisini sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde ‘Senden başka ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum’ diye niyaz etti. Biz de duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. Biz müminleri işte böyle kurtarırız.” (Enbiyâ, 21/87-88, mealen)
Ayetteki “Zünnûn” kelimesi “balık sahibi” demektir ve Hz. Yûnus’un lakabıdır. Kalem suresinde aynı peygamber için “sâhibü’l-hût”, yani yine “balık sahibi” ifadesi kullanılır (Kalem, 68/48). 88. ayetin son cümlesi, duanın yalnızca bir peygamberin hikâyesi olarak kalmadığını gösterir. “Müminleri de böyle kurtarırız” sözü, aynı içtenlikle Allah’a yönelen herkes için bir kapı aralar.
Yûnus (a.s.) Kıssası Kısaca
Hz. Yûnus, Kur’an’da adı geçen peygamberlerdendir ve onuncu sure onun adını taşır. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Yûnus” maddesinde, onun Asur’un başşehri Ninova halkına gönderildiği aktarılır. Kur’an’daki ayetler bir araya getirildiğinde olayların sırası şöyle özetlenebilir:
- Kavmi davetine karşılık vermeyince Yûnus (a.s.) öfkeyle onlardan ayrıldı (Enbiyâ, 21/87).
- Yüklü bir gemiye bindi; çekilen kura sonucunda gemiden atılanlardan oldu ve onu büyük bir balık yuttu (Sâffât, 37/140-142).
- Balığın karnında, karanlıklar içinde bu duayı yaptı. Sâffât suresinde, Allah’ı tesbih edenlerden olmasaydı diriliş gününe kadar balığın karnında kalacağı bildirilir (Sâffât, 37/143-144).
- Duası kabul edildi; halsiz bir hâlde ıssız bir sahile bırakıldı ve üzerine geniş yapraklı bir bitki bitirildi (Sâffât, 37/145-146).
- Ardından yüz bin ya da daha fazla kişiye gönderildi; onlar da iman etti (Sâffât, 37/147-148).
Yûnus suresi, azap kendilerine yaklaştığı hâlde iman edip ondan kurtulan tek kavmin Yûnus’un kavmi olduğunu haber verir (Yûnus, 10/98). Balığın karnında kaç gün kalındığı konusunda üç, yedi, yirmi ve kırk gün gibi farklı rivayetler vardır; Kur’an bu konuda bir süre bildirmez.
“Ben Zalimlerden Oldum” Sözü Nasıl Anlaşılmalı?
Bir peygamberin kendisi için “zalimlerden oldum” demesi ilk okuyuşta şaşırtabilir. Ehl-i sünnet âlimleri, peygamberlerin büyük günahlardan korunmuş (masum) olduğunu kabul eder. Bu yüzden Hz. Yûnus’un itirafı, Allah’ın izni gelmeden kavminden ayrılması gibi daha uygun olanı terk etmek şeklinde açıklanır. Kelâm dilinde buna “zelle” (ayak kayması) denir. Kalem suresinde Resûlullah’a “balık sahibi gibi olma” denmesi de bu davranışın sabır açısından örnek alınmamasıyla ilgilidir (Kalem, 68/48).
Bu açıklamanın okuyucuya söylediği şey önemlidir: Hz. Yûnus hatasını başkasına yüklemedi; ne kavmini ne gemidekileri ne de içinde bulunduğu şartları suçladı. Sıkıntı anında “Neden ben?” yerine “Benim payım ne?” diye sormak, duanın ruhunu oluşturur.
La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin fazileti
Duanın fazileti hakkında en sağlam dayanak, Sa’d b. Ebî Vakkâs’ın rivayet ettiği hadistir. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Zünnûn’un balığın karnındayken yaptığı dua ‘Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn’ idi. Hangi Müslüman herhangi bir konuda bu duayla dua ederse Allah ona mutlaka karşılık verir.” (Tirmizî, Daavât, 81; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 170)
Bu hadis ile Enbiyâ suresinin 88. ayeti birlikte okunduğunda La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin fazileti üç başlıkta toplanabilir:
- Kabule vesile olması: Hadiste “herhangi bir konuda” ifadesi geçer. Dua belirli bir derde özgü değildir; sıkıntı, hastalık, borç, keder ya da pişmanlık gibi her durumda okunabilir.
- Kederden kurtuluş müjdesi: Ayette “onu kederden kurtardık, müminleri de böyle kurtarırız” denir. Müfessirler bu cümleyi, aynı samimiyetle yönelen müminlere verilmiş genel bir vaat olarak yorumlamıştır.
- Tesbihin kurtarıcılığı: Sâffât suresindeki “tesbih edenlerden olmasaydı” ifadesi, Hz. Yûnus’u kurtaran şeyin Allah’ı anması olduğunu vurgular (Sâffât, 37/143-144).
Burada ince ama önemli bir nokta var. Hadisteki “karşılık verir” ifadesi, istenen şeyin aynen ve hemen verileceği anlamına gelmez. Duanın kabulü, istenenin verilmesi, daha hayırlısının verilmesi ya da bir kötülüğün uzaklaştırılması şeklinde olabilir. Bu yüzden dua, bir sonuç garantisi olarak değil, Allah’a yöneliş olarak okunmalıdır.

Rivayetlerin Değeri: Hangisi Sağlam, Hangisi Zayıf?
İnternette La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin fazileti hakkında çok sayıda “hadis” dolaşıyor. Hangisinin hangi kaynağa dayandığını bilmek, hem yanlış bilgiye karşı korur hem de duayı doğru bir zemine oturtur:
| Bilgi | Kaynağı | Değerlendirme |
|---|---|---|
| Duanın Hz. Yûnus’a ait olması ve kabul edilmesi | Enbiyâ, 21/87-88; Sâffât, 37/143-144 | Kur’an ayeti |
| Bu duayla dua eden Müslümanın duasına karşılık verilmesi | Tirmizî, Daavât, 81; Müsned, I, 170 | Hadis âlimlerince makbul kabul edilen rivayet |
| Hasta iken kırk defa okuyanın şehit sevabı alacağı | Bazı dua ve fazilet kitaplarında geçen rivayet | Senedi zayıf görülür; kesin bilgi gibi aktarılmamalı |
| Belirli bir gün ve saatte 2373 defa okuyanın her muradının olacağı | Havas kitapları (ör. Kenzü’l-havâs) | Hadis değildir; dinî bir hüküm taşımaz |
Bab numarası baskıdan baskıya değişebilir; hadisin genel numarası 3505’tir.
Duanın Üç Katmanı: Tevhid, Tesbih ve İtiraf
Bu duanın neden bu kadar sevildiğini anlamak için üç parçasına ayrı ayrı bakmak işe yarar. Her biri, sıkıntı anında insanın içinden geçen farklı bir duyguya cevap verir.
Tevhid (lâ ilâhe illâ ente): Darda kalan insan önce çare arar; kapı kapı dolaşır, birine tutunmak ister. Duanın ilk cümlesi, asıl sığınılacak olanın tek olduğunu hatırlatır. Burada dikkat çeken bir ayrıntı var: Cümle “O’ndan başka” değil, “Senden başka” diye kurulmuştur. Yûnus (a.s.) Allah’tan söz etmiyor, doğrudan O’na sesleniyor. Kelime-i tevhidin anlamı ve zikri konusundaki ayrıntıları la ilahe illallah zikri yazımızda ayrıca ele aldık.
Tesbih (sübhâneke): Sıkıntı uzadığında insanın aklına “Bu bana neden geldi?” sorusu düşer. “Sübhâneke” demek, Allah’ı haksızlıktan ve kusurdan tenzih etmektir. Kul, yaşadığı zorluğu Allah’ın bir eksikliğine değil, bilmediği bir hikmete ya da kendi hatasına bağlar.
İtiraf (innî küntü mine’z-zâlimîn): Son parça, hatayı sahiplenmektir. Bu, kendini hırpalamak değil, dürüst olmaktır. Kur’an’da Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın duası da benzer bir itirafla başlar: “Rabbimiz, biz kendimize zulmettik.” (A’râf, 7/23, mealen). İki dua arasındaki bu yakınlık, hatayı kabul etmenin peygamberlerin yolu olduğunu gösterir.
Duada açık bir istek yoktur. Hz. Yûnus “beni kurtar” demez; yalnızca durumu ve Rabbini tanımlar. Âlimler bunu, isteği dile getirmeden önce övgü ve itirafla başlamanın edebine örnek gösterir. Dua etmenin kulluktaki yerini ibadet nedir yazımızda daha geniş bir çerçevede bulabilirsiniz.
Enbiyâ Suresindeki Kabul Edilmiş Dualar Arasında Yunus Duası
Yunus duasını yalnız başına okumak yerine geçtiği bağlam içinde okumak, La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin fazileti konusunda gözden kaçan bir ayrıntıyı ortaya çıkarır. Enbiyâ suresinin 83 ile 90. ayetleri arasında üç peygamberin duası art arda anlatılır ve her birinin ardından “Biz de onun duasını kabul ettik” anlamındaki ifade gelir.
| Peygamber | Duasının özü | Ayet |
|---|---|---|
| Hz. Eyyûb | “Bana bir dert dokundu; Sen merhametlilerin en merhametlisisin.” | Enbiyâ, 21/83-84 |
| Hz. Yûnus | “Senden başka ilah yoktur, Seni tenzih ederim, ben zalimlerden oldum.” | Enbiyâ, 21/87-88 |
| Hz. Zekeriyyâ | “Rabbim, beni yalnız bırakma; Sen varislerin en hayırlısısın.” | Enbiyâ, 21/89-90 |
Üç duanın ortak özelliği, hiçbirinde uzun bir istek listesinin bulunmamasıdır. Hz. Eyyûb derdini söyler ve Allah’ın rahmetini anar. Hz. Zekeriyyâ yalnızlığını dile getirir ve Allah’ın en hayırlı varis olduğunu söyler. Hz. Yûnus ise isteğini hiç söylemez; tevhid, tesbih ve itirafla yetinir. 90. ayet bu peygamberlerin ortak hâlini de anlatır: Hayırlarda yarışırlar, umarak ve korkarak Allah’a dua ederler, O’na karşı derin bir saygı içinde bulunurlardı (Enbiyâ, 21/90, mealen).
Bu dizilişten çıkan sonuç şudur: Kur’an, duanın kabulünü dilin uzunluğuna değil, yönelişin doğruluğuna bağlar. Yunus duasının kısa olması, onu sıkıntının en yoğun anında bile söylenebilecek bir cümle hâline getirir.
La İlahe İlla Ente Sübhaneke Kaç Kere Okunur?
Bu dua için ne Kur’an’da ne de sahih hadislerde belirli bir sayı bildirilir. Tirmizî’deki hadis, sayı şartı koymadan “bu duayla dua eden” der. Bir kez, içten ve anlamını bilerek okumak hadisteki müjdeye girmek için yeterlidir. Toplumda yaygın olan 33, 41, 100 ve 1000 gibi sayılar ise farklı geleneklerden gelir.
| Okuma sayısı | Dayanağı | Not |
|---|---|---|
| Belirli sayı yok | Kur’an ve sahih hadis | Sünnete en uygun olan, sayıya bağlı kalmadan içtenlikle okumaktır |
| 33 | Akşam ile yatsı arasında yapılan tesbihat geleneği (Risale-i Nur çevresinde yaygın) | Bir cemaat ya da yol uygulamasıdır |
| 40 / 41 | Halk arasında ve bazı tarikat virdlerinde | Hadiste bu sayılara bağlanmış bir fazilet yoktur |
| 100 / 500 / 1000 | Kişisel vird ve zikir alışkanlığı | Gönül toplamak için tercih edilebilir, zorunlu değildir |
| Toplu okuma (ayet-i kerime hatmi) | Anadolu’da sıkıntı, hastalık ya da vefat sonrası yapılan toplu okuma | Okunan her ayet bir zikirdir; sayı tamamlanmazsa okuma “geçersiz” olmaz |
| 2373 | Havas kitapları | Dinî dayanağı yoktur; “okursan şu olur” vaadi taşıyan bir tariftir |
Bu sorunun dinî cevabı, sayının kişiye bırakıldığıdır. Sayı belirlemek isteyen biri için ölçü, devam edebileceği miktardır. Resûlullah’ın, Allah’ın en çok sevdiği amelin sürekli yapılan amel olduğunu, bu amel küçük bile olsa böyle olduğunu söylediği bilinir (Buhârî, Rikâk, 18). Her gün birkaç kez okunan dua, bir defaya mahsus yapılan bin tekrardan daha kalıcı bir alışkanlık bırakır.
41 Kere, 101 Kere ya da 500 Kere Okumak
Aramalarda sıkça geçen “41 kere”, “101 kere” ve “500 kere” gibi sayılar, belirli bir dilek için yapılan okuma usulleridir. Bu sayılar bir dua alışkanlığı oluşturmaya yardım edebilir; ama “41 gün okursan muradın olur” gibi kesin vaatlerin Kur’an ve sahih hadiste karşılığı yoktur. Sayıyı tamamlamak, duanın kabulünü garanti eden bir anahtar değildir. Asıl olan, kalbin Allah’a dönmesidir.
Gelenekte Yunus Duası
Bu dua, Türk dinî hayatında ayrı bir yer edinmiştir. Halk arasında kısaca “Ayet-i kerime” diye anılması bundandır; bir hastalık, sınav ya da sıkıntı karşısında aile ve komşuların birlikte okuması yaygın bir âdettir. Bediüzzaman Said Nursî, Lem’alar adlı eserinin ilk bölümünü (Birinci Lem’a) bu duaya ayırmış ve Hz. Yûnus’un içinde bulunduğu karanlıkları insanın gelecek, dünya ve beden kaygılarıyla ilişkilendirerek yorumlamıştır. Tasavvuf yollarında da sıkıntı dönemlerine özgü virdler arasında okunur.
Bu uygulamalar ilgili çevrelerin kendi usulleridir ve dinî bir zorunluluk taşımaz. Diyanet ve ilmihal kaynaklarının ortak vurgusu, duanın sayıdan ve tariften bağımsız olarak, anlamı bilinerek ve içtenlikle okunmasıdır. Herkes için geçerli olan ölçü, Kur’an’daki metin ve Tirmizî’deki hadistir.
Yunus Duası Ne Zaman ve Nasıl Okunur?
Duanın okunacağı özel bir vakit yoktur; gece, gündüz, yolda ya da evde okunabilir. Hadisteki “herhangi bir konuda” ifadesi, onu her türlü ihtiyaçla birlikte okumaya imkân verir. Özellikle yerinde olduğu durumlar şunlardır:
- Bir sıkıntı, keder ya da çıkmazın içinde kalındığında,
- Bir hata yapıldığı ve pişmanlık duyulduğu anlarda,
- Hastalık ve belirsizlik dönemlerinde,
- Bir işe başlarken ya da önemli bir karar öncesinde,
- Günlük zikirlerin bir parçası olarak, sabah ve akşam vakitlerinde.
Okurken izlenebilecek sade bir yol şudur:
- Mümkünse abdest alın: Dua ve zikir için abdest şart değildir, ama kalbi toplamaya yardım eder. Abdestin nasıl alındığını abdest nasıl alınır yazımızda adım adım anlattık.
- Anlamını bir kez okuyun: Türkçe mealini okuyup Hz. Yûnus’un içinde bulunduğu karanlığı düşünmek, tekrarı ezberden çıkarır.
- Kendi payınızı düşünün: “Zalimlerden oldum” derken, içinde bulunduğunuz durumda kendi hatanız olabilecek noktaları dürüstçe hatırlayın.
- Sonra isteğinizi dile getirin: Duayı okuduktan sonra ihtiyacınızı kendi sözlerinizle Allah’a arz edin.
- Sabırlı olun: Kabulün zamanı ve şekli Allah’a aittir. Acele etmemek, duanın edebindendir.

Namazda ve Secdede Okunur mu?
Peygamber Efendimiz, kulun Rabbine en yakın olduğu anın secde olduğunu bildirmiş ve secdede duayı çoğaltmayı tavsiye etmiştir (Müslim, Salât, 215). Öte yandan rükû ve secdede Kur’an okumaktan nehyedildiğini bildiren hadis de vardır (Müslim, Salât, 207). Bu iki hadisi birlikte değerlendiren âlimler, bir ayet metninin secdede Kur’an tilaveti niyetiyle değil, dua niyetiyle okunabileceğini belirtir. Farz namazların secdesinde hangi duaların okunacağı konusunda mezhepler arasında farklı görüşler bulunduğu için en rahat yol, bu duayı nafile namazların secdesinde, namazdan sonra ya da namaz dışında okumaktır.
Sesli mi, İçinden mi?
Dua içinden de sesli de okunabilir. Kur’an, Rabbi yalvararak ve gizlice anmayı öğütler (A’râf, 7/55). Toplu okumalarda ise sesin başkalarını rahatsız etmeyecek bir düzeyde tutulması, zikrin adabındandır.

Sıkıntı Anında Okunan Diğer Dualarla Farkı
Kur’an ve hadislerde sıkıntı anında okunacak başka dualar da vardır. La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin fazileti, bu dualar arasında en çok itiraf yönüyle ayrışır. Aşağıdaki karşılaştırma bu farkı somutlaştırıyor:
- Kelime-i tevhid ve tesbih zikirleri Allah’ı anmayı ve yüceltmeyi öne çıkarır; içlerinde kişinin kendi hatasına dair bir itiraf yoktur.
- İstiğfar doğrudan bağışlanma talebidir. Yunus duası ise bağışlanma istemeden önce tevhid ve tesbihle zemin hazırlar, ardından kusuru kabul eder.
- Esma zikirleri Allah’ın bir ismine yönelir; örneğin Ya Allah zikri doğrudan lafzatullahla yapılan zikirdir.
Bu farklar, duaların birbirinin yerine geçtiği anlamına gelmez. Bir mümin gün içinde hepsini okuyabilir. Yunus duası ise özellikle “işler neden ters gidiyor?” sorusunun içte büyüdüğü anlarda, sorunun yönünü dışarıdan içeriye çevirdiği için ayrı bir yer tutar.
Yunus Duasından Çıkarılan Dersler
Kıssa ve dua birlikte düşünüldüğünde, gündelik hayata taşınabilecek birkaç ders öne çıkar:
- Hiçbir karanlık son değildir: Hz. Yûnus’un bulunduğu yer için ayette “karanlıklar” kelimesi çoğul olarak kullanılır. Müfessirler bunu gece, deniz ve balığın karnı diye üç karanlık olarak yorumlamıştır. En derin çıkmazda bile yönelinecek bir kapı vardır.
- Öfkeyle verilen kararlar sınav getirebilir: Kıssanın başlangıç noktası, öfkeyle yapılan bir ayrılıktır.
- İtiraf, kurtuluşun başlangıcıdır: Hatayı kabul etmek insanı küçültmez; aksine Allah’a yaklaştırır.
- Ümit kesilmez: Ninova halkı azap kapıdayken iman ettiğinde affedildi (Yûnus, 10/98). Tövbenin kapısı, nefes alındığı sürece açıktır.
Hz. Yûnus’un kıssası, peygamberlere imanın sadece isimlerini bilmekten ibaret olmadığını, onların hayatından ders çıkarmayı da kapsadığını gösterir. Bu konuyu imanın şartları yazımızda daha geniş ele aldık.
Sıkça Sorulan Sorular
La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin kaç kere okunur?
Kur’an ve sahih hadislerde belirli bir sayı yoktur. Tirmizî’deki hadis sayı şartı koymaz; bir kez içtenlikle okumak da yeterlidir. 33, 41, 100 veya 1000 gibi sayılar tarikat virdlerinden ve halk geleneğinden gelir, zorunlu değildir.
Yunus duası hangi surede geçer?
Enbiyâ suresinin 87. ayetinde geçer. 88. ayette duanın kabul edildiği ve Allah’ın müminleri de böyle kurtaracağı bildirilir. Kıssanın ayrıntıları Sâffât suresinin 139-148. ayetlerinde anlatılır.
Yunus duası abdestsiz okunur mu?
Evet. Dua ve zikir niyetiyle okumak için abdest şart değildir; abdestsiz kişi bu ayeti ezberden de okuyabilir. Abdest, mushafa dokunarak okumak için gerekir. Cünüp ya da hayızlı kişi ise ayeti Kur’an tilaveti niyetiyle değil, dua niyetiyle okuyabilir. Abdestli olmak her durumda edebe daha uygundur.
Bu dua her dileğin kabul olacağını garanti eder mi?
Hayır. Hadiste Allah’ın bu duaya karşılık vereceği bildirilir; ancak karşılık, istenenin aynısı, daha hayırlısı ya da bir kötülüğün uzaklaştırılması şeklinde olabilir. Sayı ve gün tarifiyle verilen kesin vaatlerin dinî dayanağı yoktur.
Zünnûn ne demek?
“Balık sahibi” anlamına gelir ve Hz. Yûnus’un Kur’an’daki lakabıdır (Enbiyâ, 21/87). Kalem suresinde aynı anlamda “sâhibü’l-hût” ifadesi kullanılır.
Kaynaklar
- Kur’an-ı Kerim: Enbiyâ 21/87-88; Sâffât 37/139-148; Kalem 68/48-50; Yûnus 10/98; A’râf 7/23 ve 7/55.
- Tirmizî, Daavât, 81. Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 170. Buhârî, Rikâk, 18. Müslim, Salât, 207 ve 215.
- Hadis metinlerinin Türkçe karşılıkları için: Hadislerle İslam (Diyanet İşleri Başkanlığı).
- Yûnus (a.s.) kıssası ve dua adabı için TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Yûnus”, “Dua” ve “Zikir” maddeleri.
- Said Nursî, Lem’alar, Birinci Lem’a.



