Esmaül Hüsna

Ya Latif Esması: Anlamı, Zikri ve Fazileti

Ya Latif esması, Allah’ı “el-Latîf” ismiyle, yani en ince işleri bilen ve kullarına sezdirmeden lütfeden ismiyle anmaktır. İsim Kur’an’da yedi ayette geçer. Ebced değeri 129 olduğu için zikir geleneğinde 129 adet yaygındır; bu sayı ayet veya hadisle belirlenmiş değildir, geleneğe dayanan bir usuldür.

Ya Latif esması en çok sıkıntılı, çıkışı görünmeyen dönemlerde aranır. Bu ilgi boşuna değil: Latîf, işleri kulun hesaplayamadığı yollardan çözen Allah’ı anlatır.

Latîf İsminin Anlamı: Lutuf ve Letâfet

Latîf kelimesi Arapçada iki ayrı köke bağlanır. Birincisi lutf köküdür ve “nazik davranmak, iyi muamele etmek, yumuşaklıkla yaklaşmak” demektir. İkincisi letâfet köküdür; “ince, şeffaf, gözle seçilemeyecek kadar hafif olmak” anlamını taşır. Türkçedeki “lütuf”, “latife” ve “letafet” kelimeleri de bu aileden gelir.

Allah’ın ismi olarak Latîf, iki anlamı bir arada taşır. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin tarifiyle Latîf; fiillerini yumuşaklıkla gerçekleştiren, kullarına iyilik ve merhamet eden, yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip sezilmez yollarla karşılayan, zâtı duyularla algılanamayan ve en gizli hususları bile bilen demektir.

Âlimler bu anlamları üç gruba ayırır. “En gizli şeyleri bilen” anlamıyla Latîf, Allah’ın ilmini anlatan isimlerdendir. “Kullarına iyilik eden” anlamıyla fiillerini anlatan isimlerdendir. “Zâtı duyularla kavranamayan” anlamıyla da Allah’ı yaratılmışlara benzemekten tenzih eden isimlerdendir. Kelimenin “küçük, çelimsiz” anlamının ise Allah için düşünülemeyeceği özellikle vurgulanmıştır.

Ya Latif Ne Demek?

“Ya Latif”, “Ey en ince işleri bilen ve kullarına sezdirmeden lütfeden Allah” demektir. Başındaki “yâ” Arapçada seslenme edatıdır; “Ey” anlamına gelir. Doğru telaffuzu “Yâ Latîf” şeklindedir: ilk hece kısa, ikinci hece uzun okunur. Türkçede yaygın olan “Yâ Lâtif” yazımı okunuşu tam yansıtmaz.

Kur’an’da Latîf İsminin Geçtiği 7 Ayet

Latîf ismi Kur’ân-ı Kerîm’de yedi yerde Allah’a nispet edilir. Ayetlerin bir kısmında “bilme”, bir kısmında “ikram ve ihsan” anlamı öne çıkar. Hangi ayette hangi anlamın ağır bastığı, TDV maddesindeki değerlendirmeye göre aşağıda özetlenmiştir:

AyetAyetin konusu (mealen)Öne çıkan anlam
En‘âm, 6/103Hiçbir göz O’nu kuşatamaz; O ise bütün gözleri kuşatır. O Latîf’tir, Habîr’dir.Duyularla kavranamamak ve her şeyi bilmek
Yûsuf, 12/100Hz. Yûsuf ailesine kavuşunca “Rabbim dilediği şeyde nice incelikler yapandır” der.İkram ve ihsan
Hac, 22/63Allah gökten su indirir, yeryüzü yemyeşil olur. O Latîf’tir, Habîr’dir.İkram ve ihsan
Lokmân, 31/16Hardal tanesi kadar bir şey kayanın içinde de olsa Allah onu ortaya getirir.En gizliyi bilmek
Ahzâb, 33/34Peygamber’in hanımlarına evlerinde okunan ayetleri ve hikmeti hatırlamaları söylenir.Bilmek
Şûrâ, 42/19Allah kullarına karşı çok lütufkârdır, dilediğini rızıklandırır.İkram ve ihsan
Mülk, 67/14Yaratan hiç bilmez mi? O Latîf’tir, Habîr’dir.İçten geçenleri bilmek

Bu yedi ayetten üçü zikir açısından ayrıca anlamlıdır. En‘âm 6/103, Allah’ın gözle kuşatılamayacağını hatırlatır. Mülk 67/14, insanın içinden geçirdiği en saklı düşüncenin bile O’ndan gizli kalmadığını söyler; bir önceki ayet, sözünüzü ister gizleyin ister açığa vurun, Allah’ın göğüslerdekini bildiğini bildirir (Mülk, 67/13). Şûrâ 42/19 ise rızkı Latîf ismine bağlar. Rızık niyetiyle yapılan Ya Latif zikri bu ayetle ilişkilendirilir.

Yûsuf Kıssasında Latîf (12/100)

Latîf isminin ne anlattığını en iyi gösteren yer, Hz. Yûsuf’un hikâyesinin son sahnesidir. Kardeşleri onu kuyuya atar. Bir kervan onu bulur ve köle olarak satar. Aziz’in evinde iftiraya uğrar, yıllarca zindanda kalır. Sonunda ülkenin hazinelerinden sorumlu kişi olur; anne babası ve kardeşleri yanına gelir.

Bütün bu yolu geriye doğru gören Hz. Yûsuf’un söylediği söz şudur: “Rabbim beni zindandan çıkararak ve şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra sizi çölden getirerek bana iyilik etti. Şüphesiz Rabbim dilediği şeyde çok lütufkârdır (latîf). O her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.” (Yûsuf, 12/100, mealen)

Kuyu, kölelik ve zindan, yaşandığı anda birer felaket gibi görünür. Kıssanın sonunda ise her birinin bir sonraki adıma hazırlık olduğu anlaşılır. Latîf isminin “sezilmez yollarla iyilik etmek” anlamı tam olarak budur: lütuf çoğu zaman o anda fark edilmez, geriye dönüp bakınca görülür.

Latîf ile Habîr Neden Yan Yana?

Latîf ismi geçtiği yedi ayetin beşinde Habîr isminden hemen önce gelir: En‘âm 6/103, Hac 22/63, Lokmân 31/16, Ahzâb 33/34 ve Mülk 67/14. Habîr “her şeyin iç yüzünden haberdar olan” demektir. İki isim birlikte, Allah’ın ilminin hem derinliğini hem de lütfunun yerli yerinde oluşunu anlatır. Yani Allah yalnızca ince yollarla iyilik etmez; kime, ne zaman, hangi iyiliğin uygun olduğunu da bilir. Bu yüzden zikirde “Yâ Latîf, yâ Habîr” şeklinde iki ismi birlikte anmak da gelenekte vardır.

Yağmur ve Hardal Tanesi: İki Ayrı Lütuf Örneği

Hac suresindeki ayet, Latîf ismini gözle görülen bir sahneye bağlar: “Görmedin mi, Allah gökten su indirir de yeryüzü yemyeşil olur. Şüphesiz Allah Latîf’tir, Habîr’dir.” (Hac, 22/63, mealen) Yağmurun toprağa düşmesiyle filizin çıkması arasında geçen süreç, insanın gözünün önünde olduğu halde görülmez. Tohumun içinde ne olduğunu kimse izleyemez; sonuç bir sabah yeşil bir tarla olarak ortaya çıkar. Ayetin sonunun Latîf ismiyle bitmesi bu yüzden anlamlıdır.

Lokmân suresindeki ayet ise ismin “bilme” yönünü öne çıkarır. Hz. Lokman oğluna, yapılan bir işin hardal tanesi kadar küçük olsa ve bir kayanın içinde, göklerde ya da yerin derinliklerinde bulunsa bile Allah’ın onu ortaya getireceğini söyler (Lokmân, 31/16). Bu öğüt, Latîf isminin bir başka yüzünü gösterir: hiçbir iyilik kaybolmaz, hiçbir kötülük de gözden kaçmaz. Ya Latif esması üzerine düşünen biri için bu ayet hem bir teselli hem de bir uyarıdır.

Hadislerde Latîf İsmi

Latîf ismi, doksan dokuz ismi sayan iki meşhur rivayetin ikisinde de bulunur (İbn Mâce, Duâ, 10; Tirmizî, Daavât, 82). Bu listelerin bazı isimlerinde iki kaynak birbirinden ayrılır; Latîf ise her ikisinde de bulunan isimlerdendir. Esmâ-i Hüsnâ’nın ne demek olduğunu ve bu listelerin nasıl oluştuğunu ayrı bir yazıda anlattık.

İsmin bir hadiste geçişi de dikkat çekicidir. Hz. Âişe’nin anlattığına göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir gece sessizce evden çıkıp Bakî mezarlığına gitmiş, Hz. Âişe de onu gizlice takip etmiştir. Eve dönünce Resûlullah, onun nefes nefese olduğunu görüp ne olduğunu sormuş ve “Ya sen bana anlatırsın ya da Latîf ve Habîr olan Allah bana haber verir” buyurmuştur (Müslim, Cenâiz, 103). Burada Latîf ismi, kimsenin görmediği bir şeyi bilen Allah’ı anlatmak için kullanılmıştır.

Yağmur sonrası filizlenen yeşil tarla ve bulutların arasından sızan ışık

Ya Latif Fazileti Nedir?

Ya Latif fazileti denince akla gelenlerin çoğu, Latîf’in Kur’an’daki kullanımlarından türetilmiştir; bu zikre özgü bir sevap ölçüsü ayetlerde yer almaz. Bununla birlikte A’râf suresinde güzel isimlerin Allah’a ait olduğu ve O’na bu isimlerle yalvarılması gerektiği bildirilir (A’râf, 7/180). Ya Latif esması ile yapılan zikrin fazileti de öncelikle bu genel emirden gelir.

Kaynaklarda öne çıkan faziletleri, dayanakları ile birlikte şöyle sıralayabiliriz:

  • Rızık için dua: Şûrâ 42/19’da Allah’ın kullarına lütufkâr olduğu ve dilediğini rızıklandırdığı bildirilir. Rızık darlığında bu isimle dua etmek, ayetin kendisine dayanan bir tercihtir.
  • Çıkış yolu umudu: Yûsuf kıssası, sıkıntının ortasında Latîf isminin nasıl tecelli ettiğini gösterir. Bu isimle zikretmek, kişiye işlerin görünmeyen bir tarafı olduğunu hatırlatır.
  • İç dünyanın farkındalığı: Mülk 67/13-14, içten geçenin bile bilindiğini söyler. Bu isimle zikreden kişi niyetini ve düşüncelerini daha çok gözetir.
  • Kalbin huzuru: Ra’d suresi, gönüllerin sükûnetini Allah’ın zikrine bağlar (Ra’d, 13/28). Bu ayet bütün zikirler için geçerlidir; Ya Latif zikri de bunun içindedir.

Bunların dışında “Ya Latif okuyan hastalıktan kurtulur”, “borcu kesin ödenir”, “işi yedi günde açılır” gibi kesin vaatler havas kitaplarından ve tecrübe anlatılarından gelir. Bu tür sözlerin Kur’an’da veya sahih hadiste karşılığı yoktur. Ya Latif demek bir yakarıştır; neyin, ne zaman ve nasıl verileceğine Allah karar verir.

Ya Latif Zikri Kaç Kere Çekilir?

Kur’an’da da hadislerde de bu zikir için bir adet belirlenmemiştir. Zikir geleneğinde en yaygın sayı, ismin ebced değeri olan 129’dur. Günde 129 defa, ya da beş vakit namazın ardından 129’ar defa okumak sık anlatılan bir usuldür. Bu, dinî bir hüküm değil, esma zikrinde ebced değerini esas alan geleneğin bir uygulamasıdır.

Ebced Değeri 129 Nasıl Hesaplanır?

Arap harflerinin her biri, ebced düzeninde bir sayıya karşılık gelir: elif 1’den başlar, ğayn 1000’de biter. Esma zikrinde bir ismin harf değerleri toplanır ve bulunan sayı, okunacak adet olarak benimsenir. “Latîf” kelimesi (لطيف) dört harften oluşur:

HarfOkunuşuEbced değeri
لLâm30
طTı9
يYe10
فFe80
Toplam129

Hesapta kelimenin başındaki “el-” takısı ve seslenme edatı “yâ” sayılmaz; yalnızca ismin kendi harfleri toplanır. Ebced sisteminin tarihi ve kullanım alanları için TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Ebced” maddesine bakılabilir.

16.641 Ya Latif Nedir?

Aramalarda sık geçen 16.641 sayısı, 129’un karesidir (129 × 129 = 16.641). Bazı havas anlatılarında büyük ve zor bir iş için “Ya Latif hatmi” adıyla bu sayıda okuma tavsiye edilir; bazı kişiler bunu bir oturuşta değil, birkaç güne bölerek tamamlar. Sayının kaynağı yine ebced hesabıdır ve hadislerde geçmez. Bu kadar uzun bir zikri, sonucunu garanti eden bir formül olarak değil, kendini uzun süre Allah’a yöneltmenin bir yolu olarak görmek gerekir.

133, 9 ve Diğer Sayılar

Bazı sitelerde 133, 9 veya “Bismillâhi’l-Latîf” şeklinde 698 gibi farklı sayılar da geçer. Bu sayıların hangi esere dayandığı çoğu zaman belirtilmez. Kaynağı bilinmeyen bir sayıya bağlanmak yerine, ebced değeri olan 129’u esas almak ya da sayıyı kendi gücünüze göre belirlemek daha sağlıklıdır. Az da olsa devamlı yapılan amel, Allah katında en sevimli olanıdır (Buhârî, Rikâk, 18).

Ya Latif Zikri Nasıl Çekilir?

Zikrin belirli bir şekil şartı yoktur. Allah’ı ayakta, otururken ve yan yatarken anmak Kur’an’da övülür (Âl-i İmrân, 3/191). Düzenli Ya Latif zikri yapmak isteyenler için şu sıra pratik olabilir:

  1. Vakti seçin: Gelenekte sabah namazından sonrası ve beş vakit namazın ardı tercih edilir. Önemli olan, her gün aynı vakte sadık kalabilmektir.
  2. Abdest alabiliyorsanız alın: Abdestsiz zikir de geçerlidir; abdest, işe edeple başlamanın bir yoludur. Abdestin nasıl alındığını ayrıca anlattık.
  3. Doğru telaffuz edin: “Yâ Latîf” derken ikinci hecedeki “tî” uzatılır. Hızlanınca “Yalatif” gibi yutulmaması için acele etmeyin.
  4. Sayın ama sayıya takılmayın: 99’luk bir tesbihle bir tur ve 30 tane daha çekerek 129’u tamamlayabilirsiniz. Parmak boğumları ya da zikirmatik de olur.
  5. Anlamını düşünün: Her “Yâ Latîf” dediğinizde, sizin göremediğiniz yerden işleri düzenleyen Allah’ı hatırlayın. Ezber bir tekrar ile anlamı düşünülen tekrar arasındaki fark burada ortaya çıkar.
  6. Duayla bitirin: İhtiyacınızı zikirden sonra kendi sözlerinizle Allah’a arz edin.
Pencere ışığında keten kumaş üzerinde duran ahşap tesbih

129 Ya Latif Sonrası Okunacak Dua

Zikirden sonra okunmak üzere belirlenmiş, sahih hadise dayanan özel bir dua yoktur. Gelenekte iki uygulama öne çıkar. Birincisi, 129 Ya Latif’in ardından ismin geçtiği Şûrâ 42/19’u okumaktır: “Allâhu latîfün bi ibâdihî yerzuku men yeşâ’, ve hüve’l-kaviyyü’l-azîz.” (Allah kullarına karşı çok lütufkârdır; dilediğini rızıklandırır. O, çok güçlüdür, mutlak galiptir.) Bu, ayetin konusu rızık olduğu için rızık niyetiyle yapılan zikirlerde tercih edilir.

İkincisi, eskilerin dilinde yaşayan şu kısa niyazdır: “Allâhümme yâ Hafiyye’l-eltâf, neccinâ mimmâ nehâf.” (Ey lütufları gizli olan Allah’ım, bizi korktuğumuz şeylerden kurtar.) Bu söz bir hadis değil, halk arasında ve zikir meclislerinde dolaşan bir duadır; anlamı güzel olduğu için okunur. Bunların yerine kendi cümlelerinizle dua etmek de aynı ölçüde geçerlidir.

Gazzâlî’ye Göre Latîf ve Kulun Bu İsimden Payı

Esmâ-i hüsnâ üzerine yazılmış en tanınmış eserlerden biri olan el-Maksadü’l-esnâ‘da Gazzâlî, lütfun tam anlamının iki şeyin bir araya gelmesiyle oluştuğunu söyler: fiilde şefkat ve nezaket, idrakte ise derinlik ve incelik. Ona göre bu ikisinin eksiksiz birleştiği tek varlık Allah’tır.

Esma şerhlerinde her isimden kulun da bir pay alabileceği anlatılır. Gazzâlî’ye göre Latîf isminden kula düşen pay, Allah’ın kullarına yumuşak ve şefkatli davranmaktır. İnsanları Allah’a ve âhiret mutluluğuna çağırırken sertliğe, bağnazlığa ve kavgaya kapılmadan nezaketle hareket etmek bu payın gereğidir. Gazzâlî bu çağrının en etkili yolunun süslü sözler değil, güzel davranış olduğunu da ekler.

Bu yorum, Ya Latif esması ile yapılan zikre farklı bir boyut kazandırır. Zikri yalnızca bir şey istemek için değil, kişinin kendi dilini ve davranışını yumuşatmak için de yapmak mümkündür. Sert konuşmaya alışmış biri için “Yâ Latîf” demek, her tekrarda kendine de bir hatırlatmadır.

Ya Latif Mucizesi Anlatıları ve Havas Kitapları

İnternette “Ya Latif mucizesi yaşayanlar”, “Ya Latif esmasının sırları” ve “bir bardak suya 19 Ya Latif” gibi başlıklar çok paylaşılır. Bu anlatıların ortak noktası, belirli bir sayıda okumanın belirli bir sonucu kesin olarak getireceğini söylemeleridir.

Bu konuda bilinmesi gerekenler şunlardır:

  • Havas bilgisi geleneğe dayanır, dinî hüküm değildir. İsimlerin “özelliklerini” anlatan havas kitapları, yazarlarının tecrübelerine ve kanaatlerine dayanır. Bu bilgiler aktarılabilir, ama ayet ve hadis gibi bağlayıcı değildir.
  • Kişisel tecrübe genelleştirilemez. Birinin duasının kabul edilmesi, aynı sayının herkes için aynı sonucu doğuracağını göstermez. Kabul Allah’ın takdirindedir.
  • Suya okuyup içmek gibi uygulamalar bazı geleneklerde vardır; ancak belirli sayılara bağlı sonuç vaatleri kaynaklarda sabit değildir.
  • Sonuç beklentisi ibadetin önüne geçmemelidir. Zikir, Allah’a yakınlaşmak için yapılır. “Okudum ama olmadı” düşüncesi, zikri bir alışverişe dönüştürür.

Ya Latif esması hakkında anlatılan tecrübeleri okurken kaynağına bakmak, kesin vaat içeren cümleleri ihtiyatla karşılamak yeterli bir ölçüdür.

Akşam güneşinde çölde tek başına duran eski taş kuyu

Kelâmda Lutuf Kavramı

Latîf isminin kökü olan lutuf, zamanla kelâm ilminde bir terime de dönüşmüştür. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Lutuf” maddesine göre terim olarak lutuf, insanın kendi iradesiyle Allah’a iman edip inkâr ve isyandan uzak durmasını kolaylaştıran ilâhî fiildir. Kişinin iyiyi seçmesini kolaylaştıran, ama onun iradesini ortadan kaldırmayan bir yardım olarak düşünülür.

Kelâmcılar bu yardımın iki şeklinden söz eder. Farz olan bir işi yapmayı sağlayan lutfa tevfik, yasak bir işten uzak durmayı sağlayan lutfa ismet denir. Mu’tezile kelâmcılarının çoğu lutfun Allah’a “vâcip”, yani gerekli olduğunu savunmuştur. Ehl-i sünnet âlimleri ise Allah’a hiçbir şeyin vâcip olmadığını, verdiği her lutfun O’nun bir ikramı olduğunu söylemiştir.

Bu terim, Ya Latif zikrine yeni bir niyet kapısı da açar. İnsan bu isimle yalnızca dünyevi işlerinin kolaylaşmasını değil, iyiyi seçmeyi kolaylaştıran tevfiki ve kötülükten koruyan ismeti de isteyebilir. “Allah’ım, bana tevfik ver” duası, Latîf isminin en derin anlamına yapılan bir dua sayılabilir.

Latîf ile Akraba İsimler

Esmâ-i hüsnâ içinde Latîf’e anlamca yakın başka isimler de vardır. “En gizli şeyleri bilen” anlamıyla Alîm ve Habîr; “kullarına iyilik eden” anlamıyla Berr, Raûf, Kerîm ve Rahmân; “duyularla kavranamayan” anlamıyla Bâtın ismi Latîf ile aynı anlam alanını paylaşır.

Bu yakınlık, zikirlerin birbirini tamamlamasını da açıklar. Rahmetin genişliğini hatırlatan Er Rahman zikri, sevgiyi öne çıkaran Ya Vedud zikri ve inceliği, gizli lütfu anlatan Ya Latif zikri aynı kaynağa çıkar. Bütün isimleri bir arada görmek isteyenler Esmaül Hüsna bölümümüze göz atabilir. İsimlerin hepsini kuşatan tevhid zikri için de La ilahe illallah zikri yazımız okunabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Ya Latif esması ne için okunur?

Ya Latif esması en çok rızık darlığı, çözümü görünmeyen sıkıntılar ve işlerin kolaylaşması niyetiyle okunur. Şûrâ 42/19’da Latîf isminin rızıkla birlikte geçmesi bu niyetin dayanağıdır. Zikir bir duadır; sonucu Allah’ın takdirine bırakılır.

Ya Latif zikri kaç kere çekilir?

Ayet ve hadislerde bir adet bildirilmemiştir. Zikir geleneğinde ismin ebced değeri olan 129 esas alınır. Büyük bir iş için bunun karesi olan 16.641 de anlatılır; bu sayı da ebced hesabından gelir, hadislerde geçmez.

Ya Latif zikri ne zaman okunur?

Herhangi bir vakitte okunabilir. Gelenekte sabah namazından sonra ve beş vakit namazın ardından okumak tercih edilir. Her gün aynı vakitte okumak devamlılığı kolaylaştırır.

Ya Latif abdestsiz okunur mu?

Okunur. Zikrin geçerli olması abdeste bağlı değildir; abdestle okumak edebe daha uygundur. Kur’an ayetlerini ezberden okumak da abdestsiz caizdir, Mushaf’a dokunmak ise abdest gerektirir.

Ya Latif esmasının ebced değeri kaçtır?

129’dur. Lâm 30, tı 9, ye 10 ve fe 80 değerindedir; dört harfin toplamı 129 eder. “El-” takısı ve “yâ” edatı hesaba katılmaz.

Kaynaklar

  • Kur’an-ı Kerim: En‘âm 6/103, Yûsuf 12/100, Hac 22/63, Lokmân 31/16, Ahzâb 33/34, Şûrâ 42/19, Mülk 67/13-14, A’râf 7/180, Âl-i İmrân 3/191, Ra’d 13/28.
  • Tirmizî, Daavât, 82; İbn Mâce, Duâ, 10; Müslim, Cenâiz, 103; Buhârî, Rikâk, 18.
  • Gazzâlî, el-Maksadü’l-esnâ, Latîf bahsi (TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki atıf üzerinden).
  • Bekir Topaloğlu, “Latîf”, TDV İslâm Ansiklopedisi.
  • TDV İslâm Ansiklopedisi, “Habîr”, “Ebced”, “Lutuf” ve “Esmâ-i Hüsnâ” maddeleri.
  • Diyanet İşleri Başkanlığı, Hadislerle İslam.

Mustafa Çakır

Mustafa Çakır, Vaktislam'ın kurucusu ve araştırmacı yazarıdır. Esmaül Hüsna, zikir, ibadet ve iman konularındaki yazılarını Kur'an-ı Kerim, hadis kaynakları ve TDV İslâm Ansiklopedisi başta olmak üzere güvenilir kaynaklara dayanarak hazırlar.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu